03 Ocak 2010

Çöl-Deniz Hz. Hatice / Sibel Eraslan



Mim, Allah’ın sevgi rumuzuydu.
Mim, gizli bir hazineyken bilinmekliği isteyen Zat’ın gözbebeğiydi.
Alemin ve hilkatin varoluş sebebi: Mim’in yani Habib’in, Sevgili’nin suretiydi.

Evvel ve Ahir olan Allah, her işinde evvel ve ahirdi. O’nun hiçbir işi kesintiye uğramadan devam etmek özelliğiyle daimdi.
Bu yüzden Sevgilim dediği kişi, O’nun Evvelahir Sevgilisi idi.

18 Nisan 2009

Nisan Yağmuru - Emine Işınsu




Nasıl sevmelisiniz, mesela?.. Öylesine sevmelisiniz ki, bu sevgi içinizi kabartmalı, gözünüzü yaşartmalıdır; her şeyi öylesine sevmelisiniz…Öylesine sevmelisiniz ki, sevdikleriniz sizi muhakkak sevsin, her şeyi böylesine sevmelisiniz. Çünkü O, sizi sevgisinden var etti, çünkü O’na ulaşan yol yalnız sevgi yoludur.

11 Nisan 2009

Mekke'ye Giden Yol - Muhammed Esed (Leopold Weiss)



Mekanik vücut hareketlerinin bir dua ile bu derece derin bir birlik içinde bulunması, hayretimi mucip oldu. Bir gün hafif İngilizce anlayan Hacı’ya sordum:

“Allah’ın çöküp doğrulmakla saygı gösterilmeye ihtiyacı olduğuna inanıyor musun? Kendi derinliğine gömülüp ruhun sükuneti içinde O’na yalvarmak, daha iyi değil mi? Bu vücut hareketlerinin anlamı ne?”

28 Mart 2009

İnsana Ne Kadar Toprak Lazım - TOLSTOY



EFENDİ İLE UŞAK

Çizmesi yırtık olan ayağı üşüyordu. Bu ayağının başparmağını artık hissetmiyordu. Bundan başka bütün vücudunun gittikçe titrediğini hissediyordu. Bu gece ölebileceği, hatta büyük bir ihtimalle öleceği düşüncesi aklından geçti. Fakat bu düşünce kendisine o kadar da tatsız ve korkunç gelmedi; çünkü hayatı zaten zevki sefa içinde geçmemiş, bilakis, şunun bunun kapısında hizmetçilikle heba olmuştu. Bundan da artık bıkkınlık duymaya başlamıştı.

11 Mart 2009

Küçük Ağaç'ın Eğitimi - Forrest Carter




Yola geri döndük. Hindi tuzağına geldiğimizde güneş tam tepemizdeydi. Tuzağı görmeden önce hindilerin sesini duyabiliyorduk. Oradaydılar, taneleri çabuk çabuk yutuyor ve yüksek sesle imdat çığlıkları atıyorlardı.

“Çukurun üstü kapalı değil, Büyükbaba!” dedim. “Neden başlarını eğip dışarı çıkmıyorlar?”

28 Şubat 2009

Hz. Fâtıma Can Parçası - Sibel Eraslan




İlâhi nazarın, nazargâhı çöl… Bütün peygamberlerin civarı ve vazifeli meleklerin aşina olduğu bir isabet çeperi… Kavislerin ve alemlerin kesişim bölgesindeki mütevazi ve ağırbaşlı kumsal… Şaşırtıcı bir şekilde bilcümle saray ve kâşâneyi adeta elinin tersiyle silip uzaklaştırarak, Ev’ini onun bağrına kuran-kurdurtan Rabbimizin de, mekân olarak seçtiği kutlu çöl! (s: 71)

15 Şubat 2009

Yunus Emre - Ahmet Kabaklı



Yunus Emre’nin söze verdiği sonsuz değer vardır ki, edebiyatımızda belki en değerli “söz ” methiyesi ve yine şiir beyannamesi sayılabilir:

Keleci bilen kişinün yüzünü ağ ide bir söz
Sözü bişirüp diyenün işüni sağ ide bir söz

Söz ola kese savaşı söz ola kesdire başı
Söz ola ağulu aşı balıla yağ ede bir söz

11 Ocak 2009

Anlayarak Hızlı Okuma ve Öğrenme - Cemal Kondu

                                                   

Normal bir insanın beyninin 1 dakikada en az 1000 kelime algılayabilecek potansiyeli var. Ama şu an Türkiye’de üniversite mezunu ya da üniversite öğrencisi bir kişi 1 dakikada ortalama 150-250 kelime okuyabilmektedir. (S: 54)

06 Aralık 2008

Nasihatler / Hz.Ali, İmam Gazali ve İslam Büyüklerinden



Ey oğul!
Okuyup elde ettiğin bilgiler kalbini ve ahlakını düzeltecek bilgiler olsun. Ömründen ancak bir hafta kaldığını öğrensen dünya işleriyle ve lüzumsuz bilgileri öğrenmekle meşgul olmak yerine, kalbini yoklar, dünya ile alakanı keser, ruhunu tanımaya ve kurtarmaya, güzel huylarla bezenmeye, Allah'ın sevgisini kazanmaya çalışırsın. Halbuki, insanın her günü ve gecesi son anı olabilir.(İmam Gazali) (s:23)

09 Eylül 2008

Bulutları Delen Kartal (Cemil Meriç ile Konuşmalar) Mustafa Armağan / Sezai Çoşkun




...Fikirler kelebekler gibi, onları hafızaya iğnelemeye kalkınca bir toz yığını haline geliyorlar… Yazabilsem benim de hürriyetim olacak. Belki yaşadığımı ve yaşamaya layık olduğumu hissedeceğim. Bu zavallı satırların hiçbir okuyucusu olmasa bile denize atılan bir şişe onlar. Belki dalgalar asırlarca sonra aşina bir ele tevdi edecek onları…” (s: 17)