20 Haziran 2016

Sade / Begüm Başoğlu / Ege Erim





Sevmediğiniz her şeyi gardırobunuzdan ayıklayın. Büyük birkaç karton kutuya veya geniş torbalara koyun, uzun süre göremeyeceğiniz bir yere kaldırın, ihtiyacı olanlara verin veya seçtiğiniz parçaları hoşuna gideceğini düşündüğünüz arkadaşlarınıza hediye edin. (s:26)


Gardırobunuz yalnızca sevdiğiniz eşyalardan oluştuğunda, kendinizi çok daha iyi hissedecek ve sabahları ne giyeceğinize karar vermek için harcadığınız zamanı daha verimli kullanabildiğinizi göreceksiniz. Bundan sonraki alışverişleri akıllıca yapmak ve oluşabilecek gardırop fazlalıklarına karşı tetikte olmak ise bu keyfi her daim geçerli kılmanın anahtarı olacak. (s:36)

Begüm: Sade yaşamayı öğrenmeden önce ben de eski telefonlarımı, ne işe yaradığını bile bilmediğim ara kabloları ve yıllar öncesinin dergilerini saklayan biriydim. Sade yaşamı benimsedikten sonra onlardan bir bir kurtuldum ve bu huzurlu hissi hiçbir şeye değişmem.(s:41)


Çıkarıp attığınız zaman hayatınız zorlaşacaksa, o eşya gereklidir. (s:43)

Elinizi yumruk yapın: İşte midenizin boyutları da aşağı yukarı bu kadar. Yemekle ilişkimizi sadeleştirmek için aklımızda tutmamız gereken en önemli bilgi bu. (s:63)

Siz de misafirleriniz geldiğinde çoktan yorgunluğa teslim olanlardansanız, imzanız haline gelecek birkaç yemekte karar kılın. Bir araya gelmenin amacı, hele de dostlar arasında, mutfak yeteneklerimizi cümle aleme kanıtlamak veya lezzet testinden geçmek değil. Birlikte hoşça vakit geçirmek. Hoşluk için çok yorgun oluyorsak bu işte bir sorun var demektir. (s:67)

(Okuyan Us Yayınları, 2015, 166 sayfa)



KİTABIN ARKA KAPAĞINDAN:

Etrafımızı, evimizi, çantamızı, programımızı, günümüzü, gardırobumuzu, cüzdanımızı yani 
kısacası tüm hayatımızı ne kadar çok doldurursak o kadar tatmin ve dolayısıyla mutlu olacağımızı zannederiz. 

Bu kalabalığı yaratırken yaptığımız şey kendimizi yok etmektir aslında. Çünkü kendini sadece boşlukta yaratabilir insan. Azalınca çoğalır, sadeleştikçe özgürleşir ve hatta daha çok görünür olur.

Begüm Başoğlu ve Ege Erim bir gün hayatlarındaki fazlalıkları attıkça daha mutlu olduklarını keşfettiler. Bu keşif onların hayatını değiştirdi ve daha çok, daha çok atmaya başladılar. 
Giymedikleri giysileri tutmayıp, kullanmadıkları eşyaları saklamadılar. 

Her programa dahil olmaktan vazgeçerken, aslında bir sürü şeye 'maruz kalmaktan' kurtuldular. Yani sade bir yaşamı tercih ettiler. Buna tanık olanlar aynısını deneyimlemek istediğinde de 'sade yaşamak' akımı oluştu. 

Artık belki farkında olduğunuz belki de olmadığınız birçok kişi sade yaşıyor. İçinde daha az eşya, daha fazla deneyim olan, daha hafif, sınırlarını kendinizin belirlediği dolu dolu bir yaşam, sadedir. Ve sadelik güzeldir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder