26 Mart 2016

Yitik Sevda Kudüs/ Mehmet Paksu






Aksa Mescidi, yer küreyi süsleyen ikinci cami. Hak din İslamın ilk kıblesi. Süleyman Aleyhisselam'ın cinlere inşa ettirdiği ilk mescid. Yüzbinlerce peygamberin, Peygamberimizin (a.s.m) imamlığında buluştuğu ilk mabed. Efendimizin (a.s.m) Mi'raca yücelirken uğradığı son dünya parçası.




143 dönümlük, etrafı surlarla çevrili, bahçesi ağaçlarla donanmış bir mekan Mescid-i Aksa.
Avlusu irili ufaklı kubbelerle bezenmiş, büyüklü küçüklü cami ve mescitlerle renklenmiş bir mabed. Mescid-i Aksa bünyesinde tarihi seyri içinde şu mescitler mevcut:
1- Üç bin sene önce Hz. Süleyman'ın yaptırdığı ilk mescid. 
2- Bin üç yüz sene önce Halife Abdülmelik'in yaptırdığı ve şimdi Mescid-i Aksa olarak bilinen mescid.
3- Peygamberimizin Mi'raca çıkarken Burak'ı bağladığı rivayet edilen Burak Mescidi.
4- Muhteşem Yeraltı Mescidi.
5- Şu anda ibadete açık olan Selahaddin-i Eyyubi mescidi.
6- Bütün semavi dinlerde mukaddes olan 'Muallak Taşın' (Sahra) üzerine yükseltilen ve bu taşı kucaklayan altın kubbeli, Abdülmelik bin Mervan'ın yaptırdığı, Kanuni Sultan Süleyman'ın da çinilerle süslediği Kubbetü's Sahra Mescidi.

Bu mescidin içine girince Peygamberimizin (a.s.m) Mi'raca çıkarken ayağını bastığı mübarek taşı, taş üzerinde mübarek ayağının izini ve bu taşın altına on bir basamakla inilen 70 kişilik mini mescidi görüyorsunuz. (s:8)

SULTAN SÜLEYMAN'IN RÜYASI
Rüyasında Peygamberimiz (a.s.m) Sultan Süleyman'a şöyle dedi:
"Ey Süleyman! 48 yıl devlet süreceksin ve çok savaş edeceksin. Soyun dünya yıkılıncaya kadar kesilmez. Sana şefaatim budur. Savaş ganimetlerinden Mekke ve Medine'ye harca ve Kudüs'e öyle bir kale yaptır ki, senin evlatların zamanında düşman eline geçmesin. Harem kısmına bir havuz (şadırvan) yaptır, Sahra'yı süsle. Kudüs fakirlerine hediye ve armağanlar dağıt, Kudüs'ü tamir et." (S:23)

Kanuni uykudan uyanır uyanmaz ganimetlerden bin kese altın Mekke'ye, bin kese altın Medine'ye, bin kese altın da Kudüs'e ayırdıktan sonra Mimar Sinan'ı Kudüs'e gönderdi. 
Lala Mustafa Paşa'yı Mısır valiliğinden aldı, Kudüs'ün imarında görevlendirdi. Mısır'da, Şam'da, Halep'te ne kadar mühendis, mimar ve nakkaş varsa hepsini oraya gönderip Kudüs'ü ve Sahra'yı tezyin ettirdi. Sahra'nın içine Karahisari Ahmed hattıyla çepeçevre Yasin suresi yazıldı. Her bir köşesinde celi hatla sûrenin "selâmün kavlen mi'r-Rabbi'r-Rahîm..." ayeti yazılıdır. (S:24)

EVLİYA ÇELEBİ'NİN YAZDIKLARI
Evliya Çelebi'nin verdiği bilgiye göre, Osmanlılar döneminde Kanuni Sultan Süleyman tarafından Kubbetü's Sahra yenilendi. Sultan Süleyman'ın rüyasında gördüğü gibi hemen sabahleyin verdiği direktif üzerine yapıldı. Daha önce yeşil mozaikle süslü olan dış kısmı bu sefer yeşil, sarı ve mavi çinilerle süslendi. Dış kısmına kubbenin çevresine Yasin suresi yazıldı. Duvarın alt kısımlarına mozaik yerine mermer koydurttu.(s:56)



Bugün Kubbetü's Sahra'nın dışında gördüğümüz çini ve yazı 450 yıldır orijinal haliyle boy göstermektedir. (S:57)

Mİ'RAC NASIL OLDU?
Mi'rac, Recep ayının 27. Gecesi Cenab-ı  Hakk'ın daveti üzerine Cebrail Aleyhisselam'ın rehberliğinde Peygamber Efendimizin (a.s.m.) Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya, oradan semaya, yüce alemlere, İlahi huzura yükselmesidir. (S:108)

"Her türlü eksiklikten münezzehtir o Allah ki, bir kısım ayetlerimizi göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alarak, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya seyahat ettirmiştir. O her şeyi işiten, herşeyi görendir. (S:36) (İsra Suresi'nin ilk ayeti)


Kıyamet Kilisesi
Hristiyanların inancına göre, Hz. İsa'nın çarmıha gerilmesinden üç gün sonra naaşını alıp bugünkü Kıyamet Kilisesi'nin bulunduğu yere getirdiler, buraya defnettiler. Defnettikleri gecenin sabahında mezarın açıldığına ve Hz. İsa'nın göğe yükseldiğine ve kıyamete yakın bir zamanda tekrar buraya geleceğine inanırlar. (s:81)




Hristiyan mezhepleri arasında din farkı gibi ciddi ayrılıklar bulunduğundan hiçbiri diğerine güvenmez, aralarında ihtilaf çıkar, anlaşamazlar. Dolayısıyla kilisenin anahtarını ve her gün açılıp kapanmasını iki Müslüman aileye verirler. Cevdet ve Nesibe ailesi. İlki anahtarları muhafaza eder, diğeri de her gün kapıyı açar, kapatır. Hz. Ömer zamanından beri bu görev iki ailenin üzerindedir. Halen bu şekilde devam eder. (S:82)

(Nesil Yayınları, 2011, 208 sayfa)



KİTABIN ARKA KAPAĞINDAN:

Kudüs, asırlardır kalbimizde yaşattığımız hasret beldesi... 
Mekke ve Medine'den sonra gelen kutsal mekân... 
Peygamberimizin (a.s.m.) Mi'raca çıkarken uğradığı ilk kutsal durak.... 
Hz. İbrahim'den Hz. Yakub'a, Hz. Musa'dan Hz. Îsa'ya peygamberler diyarı... 
Peygamber kıssalarının geçtiği, yaşayan Kur'ân tarihi.. 
Üç semavî dinin ortak değerlerinin canlı görüntüleri... 
Bütün orijinalliğiyle ayakta kalan 5 bin yıllık medeniyet ve mimarî izleri... 
Bütün güzelliği ve tazeliğiyle Emevî, Memlûk ve Osmanlı eserleri... 
Yüzyıllardır paylaşılamayan miras, yeni keşfettiğimiz, kendimizi aradığımız âlem... 
Ve.. Kudüs; anlatılamayan bir şehir, Mescid-i Aksâ, ifade edilemeyen bir derinlik... 
Bir Kudüs, Halil, Mescid-i Aksâ, Kubbetü's-Sahra rehberi olan kitap size insanlık tarihini sunuyor. Kudüs'e gitmeden önce bu kitapla mutlaka tanışmalısınız. 
Gidemezseniz dahi bu kitapla Kudüs'ü adım adım yaşayacaksınız.

1 yorum: