15 Aralık 2012

Mavi Marmara Risalesi-Bülent Akyürek



Şehid Şeyh Ahmet Yasin'in Ümmete Mektubu ve Bizim Gemi…
Bırakın savaşçı onuruyla ölelim!
Allah'ım! Ümmetin suskunluğunu sana şikâyet ediyorum!
Ben ki kocamış bir yaşlıyım. Kurumuş iki elim, ne kalem tutuyor ne de silah!
Sesimle yeri inletecek güçte bir hatip de değilim!
Ben ki saçları ağarmış, ömrünün son demlerinde, türlü hastalıkların yıktığı ve üzerinde zamanın belâlarının estiği biriyim! Tek isteğim, benim gibi Müslümanların zaaf ve aczinden müteessir olanların yazmasıdır!

10 Aralık 2012

Çocuklara Söz Geçirme Sanatı - Ali Çankırılı



Her şey yolunda giderken, çocuk yardım istemediği halde, anne ve baba çocuğun derslerine ve ödevlerine yardım etmeye başlar. Bazı anne babalara bu da yetmez, çocuk okuldan gelince başına dikilir, ders çalıştırır, ödevlerini yaptırır. Öyle ki, çocuk bir şekilde ödevini yapmadan veya bitirmeden yatsa; öğretmenine mahcup olmasın diye ödevini yapan anne babalar var. Çocuk anne ve babanın çalıştırdığı dersten ve yaptırdığı ödevden aferin alınca sevinemez. Neden? Çünkü aldığı aferin kendi emeğinin karşılığı olan aferin değildir. (s:26-27)

06 Aralık 2012

Sevmek Bu Kadar Güzelken - Sema Maraşlı




"Ben sevdiğim için ne yapabilirim?" diye düşünmüyoruz da "Bakalım sevdiğim benim için ne yapacak?" diye bekliyoruz, çoğu zaman. (s:10)

"Kadın' demek "kelime" demektir.
Kadınlar, hayat enerjilerini kelimelerle toplarlar. Tatlı sözler, iltifatlar, hoş hitaplar, kadınları güzelleştirir. Kırıcı sözler ve tenkitler onların hayat enerjilerini azaltır. Kadınlar kelimelerle sevmek ve sevilmek isterler. Kelimeler kadınlar için kıymetlidir. Kadınlar sevildiklerini, güzel olduklarını, iyi olduklarını duymak isterler. Yaptıkları işin takdir edilmesini beklerler. (s: 56)

27 Kasım 2012

Dünyanın Sonu Değil - Mehtap Kayaoğlu




'Saçını Süpürge Eden Psikoloji' başlıklı yazıdan:

İletişim kurduğumuz insanlara fazla veriyor, onlardan az alıyorsak, ilk adaletsizliği önce "kendi"mize yapmış oluruz. Alırken adaletli olmak kadar, verirken de adaletle vermeliyiz...

Karşı tarafa yük olmadan vermeliyiz... çünkü fazla vermek, fazla iyilik yapmak, karşımızdakine verilen bir "yük"tür. Yük olmayacak kadar verici olmayı öğrenmek gerek...

22 Kasım 2012

Nar Ağacı - Nazan Bekiroğlu



...Oğlan çocukları ne severler? Oyuncak arabalar? Futbol? Mahallî hediyelik satan bir dükkânın çocuk kısmında bordo mavi giyim kuşamın önünde duruyorum. Cici bir tezgâhtar kız yanıma yaklaşıyor.
"Kaç yaşında?" diye soruyor gülümseyerek.
"Bilmem!" diye cevap veriyorum.
"Yoksa bebek mi henüz?" diye soruyor daha da içten gülümseyerek.
"Henüz tanışmıyoruz" diye mukabele ediyorum ben de gülümseyerek.
O bir mânâ veremiyor, ben anlatmaya kalkışmıyorum. Yine de irili ufaklı bir sürü şeyi sardırıyorum. Bu kadar çok ufak tefeği hiç bu kadar bilinmez muhataplara almamıştım. Çantam, kim için olduğunu bilmediğim hediyelerle dolu. Olsun! Ben çantamı hazır ettim, nasibi olan yoluma çıksın. (s:97)

14 Kasım 2012

Enteller Aleykümselâm Der mi? - Ali Köse



Astroloji, insanların kişilik özellikleri ile doğdukları gün ve saat arasında bir bağlantı olduğunu, güneş, dünya ve gezegenlerin konumlarının burçları etkilediğini iddia eder. Peki bu iddia doğru mudur?

03 Kasım 2012

Siz İyi Bir İnsan mısınız? - Sıtkı Aslanhan



Allah'ın adının yeteri kadar anılmadığı evlerde huzursuzluğun olmasından daha doğal ne var? Her gün evlerin duvarlarında hangi sesler yankılanıyor? Bir bakın bakalım çocuğunuzla iletişimde; uyurken, severken, öperken, koklarken, yolcu ederken hangi cümleleri ve ifadeleri kullanıyorsunuz? Acaba evladını her sabah okula gönderirken; "Rabbime emanet ol oğlum. Rabbim şaşırtmasın. Mevlam seninle olsun." diyen kaç anne baba var? (s:18)

22 Ekim 2012

Huzur Sokağı - Şule Yüksel Şenler




Ruhunda yeni yeni bahar iklimleri açılıyordu sanki Bilal'in... Bülbül, gülü gördüğü zaman nasıl en güzel nağmelerle serenada başlarsa, o da levhalarının önüne her geçişinde böyle coşar, âhenkli okuyuşla sanki onlara, kendisine iman ve fazilet duyguları aşılayan bu levhalara karşı olan sevgi ve muhabbetini izhara çalışırdı. İşte kendisine hayat yolunu çizen bir başka levha:

"Elde Kur'an gibi bir mucize-i bâki varken
Başka burhan aramak aklıma zaid görünür.
Elde Kur'an gibi bir burhan-ı hakikat varken,
Münkirleri ilzam için gönlüme sıklet mi gelir?"

17 Ekim 2012

Olaylar ve Örneklerle Nefis Terbiyesi - Doç.Dr. Şadi Eren



Nefsi öldürmek, yani onu bütün bütün susturmak pek mümkün değildir. Ama onu terbiye etmek, kötülüğe değil iyiliğe sevk etmek hem mümkün, hem de gereklidir. (s:15)

İnsan, "ömrün sonbaharı" olan ihtiyarlık döneminde yine nefsin birtakım hile ve desiselerine muhatap olur. İhtiyarın beli bükülse, dişi dökülse bile nefsi dimdik ayaktadır.

08 Ağustos 2012

Mavi Lâle - Nazan Bekiroğlu



YENİDEN ÖLEBİLİRİM

Soyutun da soyutu olan zamanın çizgisel bir eksen üzerinde ilerleyen ve saatle, dakika ile ölçülebilir türden bir kavram olduğunu kabul etmekte fevkalade güçlük çekiyorum. Hele yaşanan bir anın, gökyüzünde bir kerecik parladıktan sonra sonsuza değin kaybolan yıldızlar gibi, ilelebed görünmez olduğu fikri bana kavranabilirlikten iyice uzak geliyor. Zamanın mazi, hal ve istikbal ilişkisinde telakkisi de tedavülü çoktan yitik bir vehim bence. Dün yok, yarın da. Bir tek bugün var çünkü. Dahası bir tek an var. Ve anın derinliğinde hepsi üzerime yığılmış halka halka çoğalan, katman katman derinleşen bir zaman var. Zamanın çizgisel bir olgu değil de dairesel bir olgu olduğunu kabul etmek, belki hiçbir kabule ihtiyacı olmayan bu en büyük vehmin kavranabilirliğini değilse de katlanabilirliğini kolaylaştırıyor.