02 Ağustos 2012

Yol Arkadaşım - Esra Nuray Sezer



Ne yazık ki biz hanımlar bu önemli hususlara genellikle dikkat etmiyoruz. Akşam eve yorgun argın gelen eşlerimize kapıyı açar açmaz karşılarına  pejmürde ve gergin bir vaziyette çıkıyoruz. Hatta belki ortada bir yemek bile hazır değil. Bu da yetmezmiş gibi çok yorgun olduğumuzu ve çocukların  bize yaptığı şeyleri anlatıyoruz. Erkeğin enerjisi zaten bitmiş olduğu halde, bir de biz negatif enerjimizi yüklediğimiz zaman o ne hale geliyor, bir düşünün bakalım.

26 Temmuz 2012

Cennete Giden Günahkâr - Halit Ertuğrul



Ömrü günahlarla geçmiş bir adam, kurtuluş umudu için O beldenin imamına gitmiş: "Benim halim ne olacak?" diye sormuş.
İmam da;"Yaptığın rezilliklere bakmayıp, bir de gelip çare mi arıyorsun?" diye azarlamış. "Sen artık cehennemliksin, seni kimse kurtaramaz" demiş. Adamcağız çaresiz bir halde dönmüş. "Madem cehennemliğim" diyerek günah işlemeye devam etmiş.
Aradan yıllar geçmiş, yine adamcağız bir umutla gecenin bir vaktinde tenha bir mezarlığa uğramış, sabaha kadar mezarların arasında ellerini Rabb'ine açıp; çocuklar gibi ağlamaya, gözyaşı dökmeye, tevbe, istiğfar etmeye başlamış. İçindeki ateş o kadar yakıcı ve yüreğindeki pişmanlık öylesine büyükmüş ki, adeta köz olup kavrulmuş, ilâhî huzurda.

18 Temmuz 2012

Derdimi Seviyorum - Hekimoğlu İsmail



Haramın, helalin ayırt edilmesi, kuvvetli imanla mümkündür.Öküz, gördüğü her şeye bakar. Bakılması gerekenlerle, bakılmaması gerekenler onun için bir anlam ifade etmez. Kafasını kaldırıp, iri gözleri ile her şeyi kolaçan eder.
Koyun da otladığı otun haram mı, helal mi olduğunu düşünmez. Dişine ne gelirse yer, bitirir.
İnsanı öküz gibi her gördüğüne bakmaktan, koyun gibi her bulduğunu yemekten helal-haram inanışı kurtarır.
Bu da Allah'a tam teslimiyet, mükemmel bir imanla mümkündür. (s: 48)

10 Temmuz 2012

Kalbin Direnişi - Kemal Sayar



..Elli yıl önce bu kadar yaygın olarak depresyon teşhisi konulmuyordu. Depresyon antidepresanların yaygınlaşması ve yan etkilerinin azaltılmasıyla daha çok teşhis edilmeye başlanmıştır. Eğer onu tedavi edebilecek antidepresanlar olmasaydı, bu duruma depresyon adını vermeyecektik. Yani, tedavi seçeneklerinin çoğalması ve bu seçeneklerin pazarda hatırı sayılır bir değer ifade etmeye başlaması, depresyon teşhisini de yaygınlaştırmıştır. Pazarın istekleri bilimin bakış açısını belirleyebilmektedir.(s:64)

22 Haziran 2012

Oyuncak Tamirhanesi - Metin Karabaşoğlu



"Yenisini alırız" telkiniyle büyütülmüş ve herşeyin bir 'muadili'nin, bir 'aynısı'nın, bir 'yenisi'nin mevcut olduğuna inandırılmış çocukların büyüdüklerinde yapıp ettiklerini de görüyorum zira.
Dün bozulan oyuncağın 'tamiri'ne değil 'yenisi'ne yönlendirilmiş çocuklar, bugün bozulan dostlukların 'tamiri'ne değil, 'yenisi'ne yöneliyorlar çünkü.
Filan arkadaşınla aran mı bozuldu? Üzülme canım, yenisini alırsın.
Evliliğinde işler ters mi gidiyor, boşanıver canım; yenisini bulursun.

19 Haziran 2012

Kişisel Ataleti Yenmek - Mümin Sekman



Ataletli kişileri anlatmak için "Üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareket eden", "Yumurta kapıya dayanmadan harekete geçmeyen" gibi deyimler kullanılır. (s: 23)

07 Haziran 2012

Otoyol Uykusu - Kemal Sayar



Son günlerde kitapçıların psikoloji raflarında, yalnızlığı bir hastalık olarak ele alan ve onu baştan savmak için reçeteler öneren kitap sayısında gözle görülür bir artış vardı. Bruce bunu anlamıyordu, uçsuz bucaksız şu yeryüzünde insanlar neden yalnız kalmaktan korkar ve sığır sürüleri gibi emniyeti birbirlerine sokulmakta bulurlardı? Koca evrende onbirlere kişilik bir grubun içinde dahi olsak, kemiyetimiz, yuvarlama işlemleri yapıldığında sıfıra denk düşersin. "Kitle ruhu" diye söylendi Bruce, "bireysel sorumluluğun yükünü hafifletir." (s: 24-25)

16 Mayıs 2012

Son Düzlük - İbrahim Tenekeci



Edebiyatçılar, genellikle ömürlerini uzatmak için yazarlar. Meselâ Mehmet Akif Ersoy hâlâ yaşıyor, yaşamaya da devam edecek. Yunus Emre veya Şeyh Galip de öyle. Fakat bu insanların arkadaşlarını, yaşıtlarını kim biliyor? Kimse...

Biraz dikkat edince; ayakta kalan, ömrü uzayan isimlerin, edebiyata meslek değil de, mesele olarak baktıklarını görüyoruz. (s:9)

14 Mayıs 2012

"İkra!" Okuma Psikolojisi - Dr.Hamdi Kalyoncu / Dr. Fikriye Ovak



Yaratıcı tarafından tayin edilmiş bir süre için "konaklama yeri" dünya hayatı... Bu hayatı yeterince "doğru yaşamak" için, bir de "kitap" verilmiş insanoğlunun eline... "Hayatını kullanma kılavuzu", yani Kur'an! (s: 14)

11 Mayıs 2012

Ahh Bu Cennet Kokulu Çocuklar




Akşam çizgi film izlerken abla kuzucukla aramızda geçen diyalog:


Hatice: Keşke benim adım da Lina olsaydı.



Ben: Ama senin ismin çok güzel. Peygamber Efendimizin(SAV) eşinin ismi. Hem de kendisi ilk Müslüman.



Hatice: Keşke ben de Müslüman olsaydım.



Ben: Bunun için "La ilahe illAllah Muhammedün Resulullah" demen ve buna yürekten inanman yeterli deyip, kendisine Türkçe anlamını açıkladım.



Bana Kelime-i Tevhidi tek tek söyletip tekrar ettikten sonra dedi ki:



"Anne ben kaçıncı Müslüman oldum?"



Beni gülümseten bu cevaptan sonra kuzucuğumu öpüp kokladım.

Ahh, bu cennet kokulu çocuklar...