01 Aralık 2010

Genç Doktora Mektuplar - Dr.Perri Klass



Fakültede birinci sınıf öğrencisiyken, dördüncü sınıftan biri, uçakta yolculuk yaparken göğüs ağrısı başlayan biriyle karşılaşmamız halinde ne yapmamız gerektiğini anlatmıştı.”Yerinizde oturacak ve yardım önerisinde bulunmayı düşüneceksiniz, ne de olsa siz bir tıp öğrencisisiniz. Ve kendinizi berbat hissedeceksiniz, çünkü ne yapmanız gerektiğini bilemeyeceksiniz. İşte bu yüzden, size yapılacakları anlatıyorum,” dedi. “Öncelikle herhangi bir doktor –gerçek bir doktor- kendini ortaya atana kadar otuz saniye kadar bekleyin.

26 Kasım 2010

İnsan Ne İle Yaşar? - Tolstoy




ÜÇ SORU

Kral yanına gelip şöyle dedi: "Ey bilge münzevi, size üç sorunun cevabını sormak için geldim: Doğru şeyi doğru zamanda yapmayı nasıl öğrenebilirim? En fazla muhtaç olduğum, dolayısıyla diğerlerinden fazla ilgi göstermem gereken insanlar kimdir? En önemli ve her şeyden önce kendimi vereceğim işler nelerdir?" (s: 42)

10 Kasım 2010

âdâb KİTABI - GAZÂLÎ




İlim öğrenmekteki amacın, bilgileri aktarmak değil, doğru yolu bulmak / hidayete ermekse; ne mutlu sana! Sen yürüdükçe, melekler sana kanat gerer; gayret gösterdikçe, denizdeki balıklar bağışlanman için dua eder. (s: 9)

21 Temmuz 2010

Ruhsal Zeka - Muhammed Bozdağ



İnançlarımız her yerde, her zaman her işimizi etkiler. Zamanın değerini bildiğine inanan parkta kitap okur, düşünür; hayatın anlamsız olduğuna inanan bulunduğu noktada tembelce bekler. İnsanların değerine inanan her yeni yüze tebessümle selam verir, insanlardan nefret eden somurtur, kimseyi görmek istemez. (s: 38)

10 Haziran 2010

Kişisel Gerileyiş Kitabı / İçinizdeki Öküze "Oha" deyin! - Bülent Akyürek




Peygamberleri ve kutsal kitapları dışlayan modern dünya, kendi paralel dinlerini yaratmakta gecikmiyor. “Her zaman bir yol vardır, en iyisine lâyıksın, ikinci adam olarak kalmak sana yakışmaz…” diyerek; bizlere yetinmemeyi, sabırsızlığı, hep kazanmayı, acımamayı, dünya nimetlerinden faydalanmayı, pişman olmamayı, düşene tekme vurmayı, hırsı öğütleyen Kişisel Gelişim kitapları, Batı üzerinden büyük kapitalistlerin yardımlarıyla “Bir şeytanî paralel din” olarak hayatımıza girdi. (s: 13)

29 Nisan 2010

Hayy Aksi - Esra Elönü



SABAH BÖĞÜRTLEN REÇELİ YEMEDEN

Gözlerim alnımın altında bir rahmet başlığı gibi duruyor Rabbim.

Toprağın odasına yeni girmiş, ölümlü bir gündüzden geriye kalan, üzerimde gezinen şeytanın, meleklerle savaştığı bir er meydanı ruhum. Oklar atıldıkça her yer bismillah.

22 Nisan 2010

İki Darbe Arasında - İskender Pala



(…) Çok sevmeme rağmen edebiyat öğretmenliğinin can güvenliği de ayrı bir sorun idi. O dönemleri yaşayanlar iyi bilirler(12 Eylül 1980); bir öğretmen, hele de edebiyat dersi anlatıyorsa, kullandığı sözcüklere, anlattığı dersin niteliğine, hatta ders kitabında adı anılan yazara göre ya sağcı, ya solcu olmak zorundaydı. Tevfik Fikret’i severek anlatmanızla Yahya Kemal’i severek anlatmanız arasında insanlar fark arardı ve ikisini de aynı derecede severek anlatma hakkınız bulunmazdı.(s: 3)

21 Nisan 2010

Waldo Sen Neden Burada Değilsin? - İsmet Özel



Ben bilgiye bir açılım, bir genişleme ve öğrendiklerimle dünya üzerindeki varlığımı anlamlandırma imkânı olduğu için rağbet ediyorum. Fakat bilgi olarak karşıma çıkan dünya görüşleri önce yeni bir ufuk gibi göründükleri halde sonradan sadece kendi kanallarında seyretmek şartıyla yararlanılacak bilgiler sunduklarını itiraf eden diktatörler haline dönüşüyorlardı. Oysa benim birinci derecede önemsediğim herhangi bir dünya görüşünün bayrağının yükseltilmesi değil, kendime, birlikte yaşadığım insanlara ve mümkünse bütün insanlığa iyileştirme getirecek bilgilere varmak, bu bilgileri geçerli kılan düşünme yollarını açık tutmaktı. (s: 74)

10 Nisan 2010

Kayıp Gül - Serdar Özkan



...Descartes gibi insanlar, giydikleri kumaş parçalarına değer kazandırıyorlar. Bir de tam tersini düşünsene.”

“Ne gibi?”“Kumaş parçalarının insanlara değer kazandırdığını.”

02 Nisan 2010

Delilik Ülkesinden Notlar - Ayşe Şasa





Korku o kadar yakıcı ve mutlaktı ki, La Paix hastanesine duhulünde kendini bir ateist olarak algılayan bu fakir, bir noktada dua etmeye başlıyor, yalnızca duaya sığınmayı deniyordu. Ve işte kendim ve bütün insanlık için dua etmeye giriştiğim o an birden mucizevi bir değişim vukû buluyordu.