11 Mayıs 2006

Dersaadet - Münevver Ayaşlı



Hadis rivayetlerine göre, İstanbul seferleri bizzat Peygamber Efendimiz(s.a.v) tarafından tebşir edilmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v): "İstanbul elbette fethedilecektir. Onu fethedecek emir ne mutlu emir ve o asker ne mutlu askerdir” buyurmuşlardır. İşte İstanbul’a açılan bütün seferlerin ruhu buradadır. İstanbul’a karşı duyulan bu arzu ve iştiyak maddi olmaktan ziyade manevidir. Bütün İslam hükümdarları ve halifeleri bu hadisin mahzarı olmak istemektedirler.

04 Mayıs 2006

O ve ben - Necip Fazıl Kısakürek



Peyami (Safa) beni, ağzımla itiraf etmediğim halde uzaktan sezdiği ve (metafizik kaygı) diye teşhisini yapıştırdığı iç kıvranmalarım boyunca sabahlara kadar dinler ve şöyle derdi:
- Bütün söylediklerin, hep not edilecek şeyler!.. Aralarında bir tane bile aleladesi yok!..

29 Nisan 2006

Elde Var İnsan - Senai Demirci



Gerçek ve sahte tebessüm arasında açık farklar vardır. Sahte bir tebessüm, yüzün bir yanını diğer yanından daha az etkilediği için her zaman asimetrik durur. Gerçek bir tebessüm tam anlamıyla simetriktir; yüzün her iki yanına da eşit dağılır. Gerçek tebessüm dudaktan göz kenarlarına kadar yayılırken, sahte tebessüm sadece dudaklarda kalır. Yani, içten tebessüm etmeyen kişinin “gözlerinin içi gülmez”. (s: 24)

23 Nisan 2006

Ben ve hayat ve ölüm - Rasim Özdenören




Leyla ile Mecnun’un öyküsü kısaca şöyle aktarılıyor: Beni Amir kabilesinden Kays ile Leyla daha çocukken birbirlerini severler. Dedikodular çoğalınca Leyla’nın annesi kızını çadırına kapatır. Kays ile sevgilisini göremeyince, üzüntüyle aklı başından gider ve sahralara düşer. Bir müddet sonra da mecnun(deli) diye anılmaya başlar.

19 Nisan 2006

Hey Gidi Günler Hey - Samiha Ayverdi



HATIRALAR

Bir devletin toprakları üstünde cereyan eden savaşlardaki zafer veya hezimeti gözler görür, kulaklar duyar, tarihler yazarsa da, bir milletin manevi değerleri üstündeki tahribatı görmek için ancak basar-ı basiret gerekir. Bu babdaki gafletimizin acısını asırlardır çekmekte bulunduğumuzu bilmem nasıl inkar edebiliriz? (s:73)

11 Nisan 2006

İki Dirhem Bir Çekirdek - İskender Pala




TOPRAĞI BOL OLMAK

İlkçağ inançlarına göre insanlar öldükleri vakit bir takım eşyalarıyla gömülürlerdi. Tanrılarına sunmak ve öte dünyada kullanmak üzere mezarlara birlikte götürdükleri bu eşyalar genellikle kıymetli maden ve taşlardan mamul kap kacak ile taşlardan oluşurdu.

06 Nisan 2006

Yozlaşmadan Uzlaşmak - Hüsrev Hatemi



1969 yılında Almanya’da her pazartesi günü öğle vakti, katolik kiliselerin çanları çalıyordu. Yanımdaki katolik arkadaş, bunun her pazartesi saat 12-13 arasında ve dünyadaki bütün Katolik kiliseleri için kural olduğunu, çünkü Kanuni Süleyman’ın çadırına kadar sızan ve onu hafifçe yaralayan hıristiyan askerlerinin , bu işi bir pazartesi öğle vakti yaptıklarını söyledi.

27 Mart 2006

Ay Terapisi (Psikoterapi Öyküleri) - Mustafa Ulusoy



...Yakınlarda görüştüğü bir kanser hastası, “Şimdi geçmişime doğru baktığımda aslında her an öldüğümü anlıyorum doktor” demişti. İnsan her an ölüyordu. Sonra da eklemişti hasta. “Bana ölecek diye öyle acınası gözlerle bakma. Sen de kendi hayatına dikkatle bak! Sen de her an ölüyorsun doktor.”

20 Mart 2006

Nefs Terbiyesi / Ataullah El-İskenderi



İnsanları sahip oldukları nimetlerden dolayı kıskanmak ve onların dünyalıklarıyla kalbi meşgul etmek en büyük cehalettir. Onlar kendilerine verilen nimetlerle kalplerini meşgul ederlerken, sense sana verilmeyenlerle kalbini meşgul ediyorsun. Bu yüzden onlardan daha cahilsin. (s: 25)

07 Mart 2006

Hayata Gülümse - Sıtkı Aslanhan




Bize düşen sevgili dostlar, hangi işi, neyi yapıyor olursak olalım, ona her şeyimizi vermek ve onun en iyisini yapmaya çalışmak. Martin Luther King’in dediği gibi: “Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michael Angelo’ın resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Sheakspear’in şiir yazdığı gibi süpürün.( s: 39)