17 Mart 2007

Kırdığımız Oyuncaklar - Sunay Akın



Enola Gay, dünyaya getirdiği erkek çocuğuna “Tibbets” adını koyar. Çocuk büyür ve pilot olur. O da, annesinin adını verir uçağına. Enola Gay’in 6 Ağustos 1945tarihinde, Hiroşima üstünde açılan kapakları bu kez 250 bin insanın ölümüne neden olan atom bombasını doğurur! Böylelikle, oyuncakla oynayan bir Japon çocuk, Nazım Hikmet’in dizeleriyle ilk kez girer şiirimize:

Koşuyor altı yaşında bir oğlan,
Uçurtması geçiyor ağaçlardan,
Siz de böyle koşmuştunuz bir zaman.
Çocuklara kıymayın efendiler.
Bulutlar adam öldürmesin. (s:76)

İnsan kitap okuma alışkanlığını aileden kazanır. Anne ve babasını evde karşılıklı oturmuş kitap okurken görmeyen bir çocuğun, öğretmen, arkadaş ya da akraba gibi üçüncü şahısların etkileriyle okuma alışkanlığını kazanması çok düşük bir olasılıktır. (s:80)

İstanbul’un oyuncak tarihine giren Affan Dede’nin dükkânı da Selimiye’dedir. Mevlevi dervişi olan yaşlı oyuncakçı hakkındaki bilgiler, Ruşen Eşref’in Affan Efendi adlı öyküsünde ulaşır bizlere: “Dükkânı evinin altında idi; fakat öyle dar bir dükkândı ki, Affan Efendi öteberi vermek için tümseğinden ayağa kalktığı zaman sikkesi tavana asılı Eyüp beşiklerine, kaynana zırıltılarına değerdi. Esasen yerinden pek de az kımıldardı ya!” Unutulur gider Affan Dede… Ondan geriye, Cahit Sıtkı Tarancı'nın 'Çocuk' adlı şiiri kalır:

Affan Dede’ye para saydım,
Sattı bana çocukluğumu.
Artık ne yaşım var, ne adım;
Bilmiyorum kim olduğumu.
Hiçbir şey sorulmasın benden;
Haberim yok olan bitenden.
Bu bahar havası, bu bahçe;
Havuzda su şırıl şırıldır.
Uçurtmam bulutlardan yüce,
Zıpzıplarım pırıl pırıldır.
Ne güzel dönüyor çemberim;
Hiç bitmese horoz şekerim! (s:113-114)

(Çınar Yayınları, 2003, 192 sayfa)


20


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder